Ağırlayan

Fotoğrafım
Kırık bir kalemim vardı. Yeniden açıyorum...

19 Temmuz 2009 Pazar

Tecahül-i Arif

Bugün hava bozdu.
Aman!
Kimilerinin havası bozulmasın..
Zira rutubet cilde iyi değildir,
İçerinin çürükleri dışa vurur sonra...
İşte tam bu havalarda yaşamak lazım.
Aslında hiç gerek yok...
Ne kara gözlüğe, ne de şemsiyeye...
Ama biz anlamayız.
Biz sadece biziz işte..
Tam da bu zamanlarda,
Ben yine gezerken üşengeç bir bulut altında,
Mikail yağmuru koyvermişti.
Neler dönüp bittiğini anlayamadım ilk önce..
Döndüm.
Durdum.
Döndüm-durdum.
Sonra bakakaldım.
O kadar güzeldi ki manzara,
Donakaldım.
Şaşırdım mı, sevindim mi...
Bilemedim.
Gülmek istedim.
Gülemedim.
Tek bir soru patladı alnımın ortasında..
Sanki bir ünlem ve bir soru işareti cenk ediyordu tembel algı eşiğimde...
Ve ben konuşamıyordum.
Konuşamayıp, duyuramıyordum.
Ruhum şiddetle histeri krizi geçiriyordu.
Neye mi?
İnsanların haline...
Tek bir soru patladı alnımın ortasında..
Söyleyin be...
Nedir bu yağmur korkusu?
Ah be Mikail.
Rutubetten mi dersin,
Maskelerin düşüşünden mi?
Bize ne zaman biz olmak yetemedi be..
Anladım ki ıslakken gerçek olur insanlar.
Bizlerin gördüğü sadece alçak ve düzenbaz yamalar.
Tek bir soru patladı alnımın ortasında..
Yarın da hava bozacak mı acaba?..
Ah be Mikail.
Ah be...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Denizde biri var!