Dün gece rüyamda dolunay vardı.
Böyle gözlerim dolmuş,
Hafif bir rüzgar edasıyla sallanıyorum.
Ya sarhoşum ya ayı selamlıyorum.
Bilemiyorum.
Uzaktan saçma sapan dertler geliyor,
Esen rüzgara karışıyorlar.
Nefesime akmasınlar diye tutuyorum kendimi,
Duruyorum, duruyorum,
Dayanamıyorum.
Derin derin iç çekiyorum.
Tam o sırada bünyeme rahatsızlıklarını salıvermişler.
Aklımda bir istifra söz konusu...
Ciğerlerime kara bir gölge,
Yüreğimi dağlayan ince bir yalnızlık isi çöküvermiş,
Ellerim isyankar halde titriyorlar.
Fakat üzerimde akıl almaz bir uyuşma söz konusu...
Bir şey de giymemişim gece vakti.
Üzerime bir seni bir de karamsarlığımı alıp çıkmışım.
Ruhum portmantoda asılı kalmış,
Anahtarlar da cebinde...
Dolunay binmiş tepeme,
Yüzünde bir nefret söz konusu...
Küfürler kusan aklıma gelmiyorsun.
Kendimi faldan başka bir işte kullanılmayan papatyalar gibi hissediyorum.
Ne dolunay biliyor ne sen biliyorsun.
Boğazıma yumruklar biniyor,
Göğsüme zebaniler çullanıyor,
Hani böyle çekip gidilesi bir durumdayım; ama gidemiyorum.
Yani aslında çelişkileri bana bağlı,
Yarım aklıma ziyan, tam donanımlı bir bela söz konusu...
Rüyamda rüya görüyorum,
Rüyamdaki rüyada sen varsın.
Dolunay öbür rüyadan bize bakıyor,
Benim ellerim yine titremeye başlıyor.
Ben saçmaladıkça sen gözümde küçülüyorsun,
Seni cebime koyup dolunaya doğru yola çıkıyorum.
İçimden sondajladığım birkaç ucuz fısıltıyı yanına atıyorum,
Dönüp bakmıyorsun bile...
Gözlerine bakamıyorum diye,
Gözlerime bakıp bakmadığını göremiyorum.
Yüzünü anlayamıyorum,
Sen kimsin, dolunay mı ruh mu?
Bilemiyorum.
Aslında bu rüyada bir yalnızlık söz konusu...
23 Temmuz 2009 Perşembe
19 Temmuz 2009 Pazar
İşkolik Seyyah
Bugün farkettim, benim içim küflenmiş.
Hiç cümlem kalmamış cebimde..
Ne yapacağımı şaşırır olmuşum.
Şaşırmaktan yorulmuşum.
Yorulduğuma şaşırır olmuşum..
Hem de hiç sevmediğim halde.
Çıkmışım uzun yola,
Elimde boynu bükük bir midye,
Yanımda küçük bir kedi yavrusu,
Elleri ceplerinde...
Gözlerini kısmış,
Sırtımı döndüğüm güneşe..
Göğsümde benim gibi içi boş bulutlar..
Bir hanımeli göz kırpıyor,
Yaptıkları yetmemiş gibi..
Kaçmak hoşuma gitmiş belli ki,
Oturmuş bir çeşmeyle konuşuyorum.
Kovuyor beni.
Zorba..
Koşuyorum korkmadığım halde..
Duruyorum, dönüyorum arkamı..
Uçsuz bir uçurum görüyorum.
Yukarıya doğru..
Boyum yetmiyor atlamaya,
Düşüyorum yukarılara...
Bulutlar bile tutmuyor beni.
Derken başım gökkuşağına çarpıyor,
Tam yağmurlar beni boğarken.......
Uyanıyorum!
Hiç cümlem kalmamış cebimde..
Ne yapacağımı şaşırır olmuşum.
Şaşırmaktan yorulmuşum.
Yorulduğuma şaşırır olmuşum..
Hem de hiç sevmediğim halde.
Çıkmışım uzun yola,
Elimde boynu bükük bir midye,
Yanımda küçük bir kedi yavrusu,
Elleri ceplerinde...
Gözlerini kısmış,
Sırtımı döndüğüm güneşe..
Göğsümde benim gibi içi boş bulutlar..
Bir hanımeli göz kırpıyor,
Yaptıkları yetmemiş gibi..
Kaçmak hoşuma gitmiş belli ki,
Oturmuş bir çeşmeyle konuşuyorum.
Kovuyor beni.
Zorba..
Koşuyorum korkmadığım halde..
Duruyorum, dönüyorum arkamı..
Uçsuz bir uçurum görüyorum.
Yukarıya doğru..
Boyum yetmiyor atlamaya,
Düşüyorum yukarılara...
Bulutlar bile tutmuyor beni.
Derken başım gökkuşağına çarpıyor,
Tam yağmurlar beni boğarken.......
Uyanıyorum!
Kenarların Efendisi
Geçiniz efendim.
Karanlıktan korkacak bir şey yokmuş...
Karanlıktan korkacak bir şey yokmuş...
Oysa başımıza ne geldiyse karanlık gözlerden geldi.
Çözemedik biz o gözleri,
İnanamadık aslında...
Ama olmazdı.
Karanlıktan korkulmazdı.
Koyverdik...
Nedir efendim?
Erkek adam ağlamazmış...
Oysa başımıza ne geldiyse gözyaşlarımızı na-müsait bir duygu küpünde istifleyişimizden geldi.
Gün oldu, küp iflas etti;
Daha fazla tutamazdık gözyaşlarımızı aslında...
Ama olmazdı.
Erkek adam ağlamazdı.
Geçiştirdik...
Ben bu işi anlayamadım efendim.
Bizi insan yapan önemli değerler varmış...
Oysa başımıza ne geldiyse insanlara "insan" gibi davranmaktan geldi.
Kimi zaman şeytan geldi;
Artık tam da hiddet püskürmenin vaktiydi aslında...
Ama olmazdı.
Böyle insanlara zarif hiddetimizi boca etmek canımızı sıkardı.
Neyse dedik...
Bir dakika affedersiniz..
Ne demiştiniz, efendim?
İyilik yapan iyilik....?
Yok artık!
Siz aslında..?
Evet, efendim.
Size pişkin demeye utanmıyor muyum?
Yapmayın ama...
Yüzsüzlük insan doğasında mı var?
Hadi oradan...
Sevmek aslında bencillik midir, yani siz aslında...?
Demeyin böyle şeyler; sevmek size yakışmıyor, efendim.
Ama bu devirde hayat böyle mi?
Ne?!
İnsan babasına bile....?
Yok öyle bir şey.....................
Tamam, efendim.
Aynen, efendim.
Haklısınız, doğrusunuz, suçsuzsunuz...
Fakat insan değilsiniz, efendim.
Etiketler:
Efendi,
Hayalperest,
Kıçımın kenarı,
Şeyler,
Yabancı,
Yapma
Kanayan Rüyalara Bilet
Rüyalar...
Gece halüsinasyonları...
Sana patavatsız kaygı kaşıklarıyla ıslatılmamış, dipsiz uyku kavanozları gerek.
İçe yağan yağmurlar yakın,
Öfkeli bulutlar binecek gözkapaklarına,
Ağrılarını omuzlarında taşıyamayacaksın.
Bir daha ruhuna serin gece kabarcıkları akmayacak.
Sen gidemeyince sahipsiz kalan öksüz rüyaların,
Gidemeyip gelemeyince ucu kaçan mayhoş sabah kokuların,
Göremeyip de sevemeyince hatırası kalmayan platonik, rüya aşkların...
Soyulup gidecekler yarım yamalak, zeminsiz hayatından...
Kabuğu düşen yaralar gibi pembe bir iz bırakarak..
Gündüz sarhoşluğuna özenme bir daha.
Neyin ne olduğunu söyleyemediğin insanlar...
Onların sevdası ego mastürbasyonları.
Sen devam et karga denizinden sahipsiz evrenlere otostop çekmeye,
Seninkisi yersiz bir seyahat sevdası.
Bırak rüyalar kör bedenlerin amansız tavırsızlıklarında yansın.
Uykuyla rüya arasında yaya kaldığında şafak sayma.
Elbet en sonunda eyvallah etmemecesine kahır içinde uyuya kaldığında,
Şuh, yosma, yalandan bedbaht kadınların bahtsız çıkınca...
Alemleri zevküsefa içinde kaynıyor bulacaksın.
Öfkeler raks edecek, nefretler titreyecek.
Ama sen yine de uykuyu zehir ederek;
Mezarında sızlıyor olacaksın.
Gece halüsinasyonları...
Sana patavatsız kaygı kaşıklarıyla ıslatılmamış, dipsiz uyku kavanozları gerek.
İçe yağan yağmurlar yakın,
Öfkeli bulutlar binecek gözkapaklarına,
Ağrılarını omuzlarında taşıyamayacaksın.
Bir daha ruhuna serin gece kabarcıkları akmayacak.
Sen gidemeyince sahipsiz kalan öksüz rüyaların,
Gidemeyip gelemeyince ucu kaçan mayhoş sabah kokuların,
Göremeyip de sevemeyince hatırası kalmayan platonik, rüya aşkların...
Soyulup gidecekler yarım yamalak, zeminsiz hayatından...
Kabuğu düşen yaralar gibi pembe bir iz bırakarak..
Gündüz sarhoşluğuna özenme bir daha.
Neyin ne olduğunu söyleyemediğin insanlar...
Onların sevdası ego mastürbasyonları.
Sen devam et karga denizinden sahipsiz evrenlere otostop çekmeye,
Seninkisi yersiz bir seyahat sevdası.
Bırak rüyalar kör bedenlerin amansız tavırsızlıklarında yansın.
Uykuyla rüya arasında yaya kaldığında şafak sayma.
Elbet en sonunda eyvallah etmemecesine kahır içinde uyuya kaldığında,
Şuh, yosma, yalandan bedbaht kadınların bahtsız çıkınca...
Alemleri zevküsefa içinde kaynıyor bulacaksın.
Öfkeler raks edecek, nefretler titreyecek.
Ama sen yine de uykuyu zehir ederek;
Mezarında sızlıyor olacaksın.
Tecahül-i Arif
Bugün hava bozdu.
Aman!
Kimilerinin havası bozulmasın..
Zira rutubet cilde iyi değildir,
İçerinin çürükleri dışa vurur sonra...
İşte tam bu havalarda yaşamak lazım.
Aslında hiç gerek yok...
Ne kara gözlüğe, ne de şemsiyeye...
Ama biz anlamayız.
Biz sadece biziz işte..
Tam da bu zamanlarda,
Ben yine gezerken üşengeç bir bulut altında,
Mikail yağmuru koyvermişti.
Neler dönüp bittiğini anlayamadım ilk önce..
Döndüm.
Durdum.
Döndüm-durdum.
Sonra bakakaldım.
O kadar güzeldi ki manzara,
Donakaldım.
Şaşırdım mı, sevindim mi...
Bilemedim.
Gülmek istedim.
Gülemedim.
Tek bir soru patladı alnımın ortasında..
Sanki bir ünlem ve bir soru işareti cenk ediyordu tembel algı eşiğimde...
Ve ben konuşamıyordum.
Konuşamayıp, duyuramıyordum.
Ruhum şiddetle histeri krizi geçiriyordu.
Neye mi?
İnsanların haline...
Tek bir soru patladı alnımın ortasında..
Söyleyin be...
Nedir bu yağmur korkusu?
Ah be Mikail.
Rutubetten mi dersin,
Maskelerin düşüşünden mi?
Bize ne zaman biz olmak yetemedi be..
Anladım ki ıslakken gerçek olur insanlar.
Bizlerin gördüğü sadece alçak ve düzenbaz yamalar.
Tek bir soru patladı alnımın ortasında..
Yarın da hava bozacak mı acaba?..
Ah be Mikail.
Ah be...
Aman!
Kimilerinin havası bozulmasın..
Zira rutubet cilde iyi değildir,
İçerinin çürükleri dışa vurur sonra...
İşte tam bu havalarda yaşamak lazım.
Aslında hiç gerek yok...
Ne kara gözlüğe, ne de şemsiyeye...
Ama biz anlamayız.
Biz sadece biziz işte..
Tam da bu zamanlarda,
Ben yine gezerken üşengeç bir bulut altında,
Mikail yağmuru koyvermişti.
Neler dönüp bittiğini anlayamadım ilk önce..
Döndüm.
Durdum.
Döndüm-durdum.
Sonra bakakaldım.
O kadar güzeldi ki manzara,
Donakaldım.
Şaşırdım mı, sevindim mi...
Bilemedim.
Gülmek istedim.
Gülemedim.
Tek bir soru patladı alnımın ortasında..
Sanki bir ünlem ve bir soru işareti cenk ediyordu tembel algı eşiğimde...
Ve ben konuşamıyordum.
Konuşamayıp, duyuramıyordum.
Ruhum şiddetle histeri krizi geçiriyordu.
Neye mi?
İnsanların haline...
Tek bir soru patladı alnımın ortasında..
Söyleyin be...
Nedir bu yağmur korkusu?
Ah be Mikail.
Rutubetten mi dersin,
Maskelerin düşüşünden mi?
Bize ne zaman biz olmak yetemedi be..
Anladım ki ıslakken gerçek olur insanlar.
Bizlerin gördüğü sadece alçak ve düzenbaz yamalar.
Tek bir soru patladı alnımın ortasında..
Yarın da hava bozacak mı acaba?..
Ah be Mikail.
Ah be...
Etiketler:
Hüzünlü,
İnsan,
Mikail ve Şaibeler,
Mutlu,
Şaşkın
Bir Küçük Vazo Kırığı
Kırık vazonun içindeki laleler..
Ucu yanık boğuk bir duman..
Nefesinden çıkan cümleler içimi yakıyor,
Öksürüyorum.
Alınma..
Senden değil.
Dumandan..
Duman senden; ziyanı yok.
Aslında ikimiz de yokuz bu resimde..
Laleler var.
Vazo var.
Biri kırık diğeri soluk..
Sonra sen bir sigara daha yakıyorsun arsız arsız,
Sinirleniyorum.
Alınma..
Senden değil.
Dumandan..
Duman senden; ziyanı yok.
Ömrümü yedi şu ömürsüzlük muhabbetleri.
Keyfi bozuk adam oldum, cılkı çıkık muhabbet balonları yüzünden.
Neyse..
Sıktım seni yine..
Ama aşk dalgınlığı işte.
Yok hayır..
Lütfen..
Alınma.
Senden değil.
Başkasından bu gece..
Ucu yanık boğuk bir duman..
Nefesinden çıkan cümleler içimi yakıyor,
Öksürüyorum.
Alınma..
Senden değil.
Dumandan..
Duman senden; ziyanı yok.
Aslında ikimiz de yokuz bu resimde..
Laleler var.
Vazo var.
Biri kırık diğeri soluk..
Sonra sen bir sigara daha yakıyorsun arsız arsız,
Sinirleniyorum.
Alınma..
Senden değil.
Dumandan..
Duman senden; ziyanı yok.
Ömrümü yedi şu ömürsüzlük muhabbetleri.
Keyfi bozuk adam oldum, cılkı çıkık muhabbet balonları yüzünden.
Neyse..
Sıktım seni yine..
Ama aşk dalgınlığı işte.
Yok hayır..
Lütfen..
Alınma.
Senden değil.
Başkasından bu gece..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
